PATERSON KÖŞKÜNÜN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ






Stanley Paterson

Preziosa Henrietta Paterson, nee Routh (1835-93), wife of J.B.P.


John Borthwick Paterson (d. 1889)
Stanley Paterson


Bilardo Salonu
Bilardo Salonu şu anki hali
Paterson Ailesi
‘Tish’ (Mabel Maud nee Paterson) with son, Mark, taken mid 1950s, possibly at Lice [Ilica] beach. Photos provided by Mabel Maud’s surviving husband, Edward de Jongh.
Paterson Ailesine Ait Mezarlar
Paterson Ailesine Ait Mezarlar
Paterson Ailesine Ait Mezarlar
Paterson Ailesine Ait Mezarlar
Paterson Ailesine Ait Mezarlar
Paterson Ailesine Ait Mezarlar


Bornova Mustafa Kemal Caddesi boyunca uzanan apartmanlar serisinden sonra bir anda yeşil bahçeli bir köşk yıkıntısı karşılar sizi yolun solunda. Bornova da adını bilmeyen yok gibidir fakat ya hikayesini?
Muhteşem köşkün tarihini bilmeyenler bile şu anda gördükleri harabeye bile güzel köşkmüş yazık yıllardır böyle bakımsız duruyor diye iç geçirmektedir. Aslında burada anlatacaklarımız diğer Bornova Köşkleri gibi bir bina tarihi değil bir talanın hikayesidir.
Öncelikli olarak bu köşk kimindir ve ne zaman yapılmıştır oradan başlayalım.
Köşk, John Bortwick PATERSON tarafından 1860 yılında yaptırılmıştır. İskoçya Leith’te yaşayan bir buğday tüccarı olan Mr.Paterson 1859’da İzmir’e geldikten sonra farklı işlerle uğraştıktan sonra madencilik alanında başarıya ulaşır ve Türkiye’de ilk Fethiyede krom madenini keşfeden kişi olarak tarihe geçer. Osmanlı Devletinden aldığı imtiyazlar sayesinde madenlerden elde ettiği gelir ile İzmir’in hatırı sayılır Levanten ailelerinin arasına kısa sürede girer. Önce Buca’ya sonra ise Bornova’ya yerleşen Paterson ailesi 1960’lı yıllara kadar köşkte yaşamaya devam etmiştir.

Oldukça geniş bir arazi içinde yer alan Paterson Köşkünde farklı mimari tarzların bir arada kullanılmıştır. Ana yapı olarak nitelendirilebilen ve yapı yaklaşımları karşılayan iki katlı kütle, batı yönünden benzer karakterde iki katlı kütle ile, doğu yönünden ise içinde kule ve tek katlı şapelin de(aile kilisesi) yer aldığı üç katlı kütle ile çevrelenmiştir. Yapının ana kütlesinde ve batı kanadında Batılı bir ifade gözlenirken, doğu kanat yerel mimari üslupla biçimlenmiştir.Ana yapı ve batı kanadı konuklara yönelik gösterişli mekanlardan oluşurken, doğu kanadı ise ailenin özel yaşam alanları ve hizmet mekanlarına hizmet etmekteydi. Ana yapı ve batı kanadında oyun salonu, yemek ve balo salonu, dinlenme odaları gibi mekanlar yer alırken doğu kanadında ise yatak odası gibi özel alanlar bulunmakta idi. Yapının günümüze ulaşmamış iç mekanlarında özellikle batı kanadında zengin duvar süslemeleri, tavan süslemeleri, zarif şömineler, çini panolar vs. gibi zengin iç süslemeler bulunmaktaydı. Bunların yanı sıra çini panolarla süslü duş tekneleri, gösterişli mobilyalar, muhteşem avizeler, her bir salonu süsleyen 7 adet piyano köşkün ihtişamını arttırıyordu.

Paterson Köşkü ve içinde yer aldığı geniş arazi, 19.yy sonu ve 20.yy başlarını kapsayan sürede Bornova hatta İzmir Levanten topluluğu için baloların, yemeklerin, partilerin, geniş arazide yer alan golf sahasında yapılan müsabakalar ile bir buluşma noktasıydı. 38 odalı bu malikanede ikisi balo salonunda diğerleri diğer odalara dağılmış toplam 7 adet çok değerli piyano bulunmaktaydı. Paterson ailesi müziğe meraklı olduğu gibi atlarada çok meraklıydı. Köşkün batısında hala duran at haralarında yarış atları beslenirdi. Yaklaşık 54 dönümlük arazide kurulmuş köşk domuz, hindi gibi hayvanlara da ev sahipliği yapıyordu.

Kameriyeler, 19.yy bahçelerine özgü dinlenme yerleridir. Piramide benzeyen bir taş yığını gibi duran kameriyelere demirden bir basamak ile çıkılır, üzerinde bir çok kişi oturur, ağaçların gölgelediği bu yerde serin bir yaz akşamında çaylar içilirdi.

Her ne kadar demir merdiveni çalınmış olsa da hala Paterson Köşkünün kuzeyinde kameriyesi durmaktadır.

Hiçbir masraftan kaçınmayan Mr.Paterson evin cephesini sürekli olarak değiştirmeye meraklıydı. Binanın cephesini İngiltereden getirttiği yapı malzemeleri ile yedi defa değiştirmişti. Binanın şu an eski hali ile uzaktan yakından ilgisi olmayan merdiven parmaklıkları birer şaheserdi, merdiven aralığı antik İngiliz “şişe camı” parçalarından yapılmış renkli camlardan geçen güneş ışığıyla aydınlanıyordu. Merdivenlerden sonra altın yaldızlı duvar kağıdı ile kaplı yemek salonuna giriliyordu. Her bir odası ayrı güzellikte ki bu köşkün içi çoğu İngiliz malı etkileyici eşyalarla süslüydü. Bahçede her biri 200 sterlin değerinde 100 kadar demir koltuk da İngiltere den getirilmişti. Yine evin mutfağı çok genişti ve çok güzel Hollanda fayansı ile döşenmişti.

Yunan işgali sonunda Türk ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’e girmesinden önce olabilecek bir kaos ortamından korkan Paterson ailesi yatları ile Midilli adasına gitmiş, evi yağmadan koruması için hizmetkarlarını bırakmıştı. Türk otoritesinin İzmir’de kurulmasından dokuz ay sonra köşklerine dönen aile evin zarar görmediğini görünce çok sevinmişti. Birinci Dünya Savaşı öncesi yaklaşık 60 hizmetkarın çalıştığı köşkte savaş sonrası bu sayı 18’e inmişti. Çünkü savaş döneminde çok büyük paralar kaybeden üstüne Cumhuriyetin kuruluşu ile yabancılara verilen imtiyazların kaldırılması nedeniyle de gelirlerinin çoğunu kaybeden aile köşkün bakımı ile yeteri kadar ilgilenemez olmuştu. Evin son zamanlarında baloların yerini orta salona konulan bilardo masasında yapılan bilardo müsabakaları ve briç partileri almıştı. 1963 yılında evin son bireyleri İngiltereye göç ederek, evi NATO mensuplarına kiraya verdiler. NATO mensuplarınca ofis ve lojman olarak kullanılan ev, 1973 yılında oğul Gerald PATERSON tarafından bir halı fabrikası sahibine satıldı. Malikane bir halı fabrikasına dönüştürüldü, ağır dokuma tezgahları binanın odalarına yerleştirildi. Makinaların ağırlığı ve yaydığı titreşimler binaya çok zarar verdi. Bir zamanlar çevresinde Rum, Ermeni ve Katolik mezarlıkları bulunan Paterson köşkünün arazisinin kuzeyi parsellenerek imara açıldı ve çirkin bir yapılaşmaya maruz kaldı. 1970’lerde binanın ön giriş cephesinin dekoratif elemanları sökülerek yok oldu. 1979’da geçirdiği yangın ile terk edilen bina uzun zaman şarapçılara ve evsizlere mekan oldu. Bu süre içinde içindeki değerli eşyalardan kalanlar, mobilyalar, döşemeler, mimari süslemeler, şömineler, demir aksam ve metallar çalınmaya başladı. 1986 yılında tinerciler tarafından çıkarılan bir yangın binanın ana yapısını ve batı kanadını neredeyse yok etmiş, doğu kanadına ise zarar vermişti. Paterson Köşkünü yok eden sadece bu yangınlar olmamış, dönemin belediye başkanı tarafından duvarları yıktırılmış, hırsızlar tarafından içindeki halı, mobilya, avize ve şömineler, masalar bir bir çalınmıştı. Bahçesi dahi talan edilen, ağaçları kesilen, bahçedeki havuzu yıkılan köşkün avizelerinden birisi son yıllara kadar Hüseyin İsa Bey Camiinde idi (O da şimdi yok yerinde, birileri tarafından çalındı mı belli değil). Arazisine 1993 yılında Kültür Merkezi yapılması maksadıyla dev bir çukur açılmış (daha sonra uzun zaman çukur açıldığı ile kalmış ve bu dev çukur iki kişinin ölümüne sebep olmuştu) ve 2010 yılında inşaatına başlanabilmiş ve yavaş da olsa devam etmektedir. 1991 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restorasyon çalışmaları başlatılmış fakat restorasyon bitirilmeden yarım bırakıldığı gibi köşkü şarapçıların, tinercilerin mekanı olmaktan kurtaramamış, kullanılan malzeme ise özgün mimari ile alakası olmayan kötü bir restorasyon çabasından öteye gitmemiştir. Anıtlar Yüksek Kurulu'nun onayı ile de çevresindeki 54 bin metrekarelik alanda Büyükşehir Belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapılmıştır. Bahçesine yapılan kafeterya ile bir nebze olsun çekim merkezi yapılmaya çalışılmış fakat köşkün hala işlevsiz ve harabe olması nedeniyle bu çok cılız bir çaba olarak kalmıştır. Kültür Bakanlığı, Peterson Köşkü'nün kullanım hakkını 49 yıllığına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne kiralamıştır. Ama hala bir harabe halinde durmaktadır.

Kamu kurumları arasındaki anlaşmazlık, ilgisizlik, yağma ve talan, ödenek bulunamaması (yada bulunmak istenmemesi) yüzünden eski halinden çok uzak bir hale gelen köşk yapılacak kapsamlı bir restorasyonla bile eski ihtişamını yakalaması çok zor olsada Bornova’nın ortasında ki bu yaşlı harabeyi belki yeni bir makyajla insan seslerinin yükseldiği canlı bir yer haline getirebilir.

Evren ÜNLÜ

KAYNAKÇA:
1. Bir Yok Oluşun Öyküsü: Paterson Köşkü Yrd.Doç.Dr. Hümeyra BİROL KURT
2. Bornovadan Gün Rengi Sayfalar Hülya SOYŞEKERCİ
3. http://www.levantineheritage.com/paterf.htm (Resimler)
4. Bornova Belediye Başkanlığı Sitesi
5. WOWTURKEY Sitesi (Resimler)

Paterson Ailesine Ait Mezarlar















Yorumlar

Adsız dedi ki…
Sayın blog yöneticisi bloğunuzu çok beğendik ve önemli bilgiler veriyorsunuz. Dell laptop tamiri olarak uzun süredir bloğunuzun takipçisiyiz.Başarılarınızın devamını dileriz.
Evren ÜNLÜ dedi ki…
Yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Unknown dedi ki…
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.1979-80-81 YILLARINDAN BERİ MERAK ETTİĞİM BİR YERDİ.(ORTAOKULU BORNOVA DA OKUMUŞTUM).YAZINIZI OKURKEN HEM HÜZÜNLENDİM,HEM MERAKIM GİTTİ.BİRŞEY DAHA SORMAK İSTİYORUM.BİNANIN DIŞINDA BİR TÜMSEĞİN ALTINDAN MAĞARA GİBİ BİR GİRİŞ VARDI.KORKUDAN DEVAM EDEMEMİŞTİK.ORASI NEDİR? ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.
MEHTAP ALP
ANKARA
Evren ÜNLÜ dedi ki…
Mehtap hanım orası bir mahzen, kiler idi. Şimdi içi toprak doldu.
Harika zaman yolculugu icin tesekkurler... Degerli calismanizdan dolayi kutlarim... Gorseller cok guzel.
Aydinoglugokhan dedi ki…
Yazınız ancak şimdi okuyabildim bilgi için çok teşekkürler emeğinize sağlık. Peki bu köşkün içerisinde en altında zindan olduğu söyleniyordu bunun doğruluğu var mıdır?
Merhaba,
Degerli bir bilgi aktarimi yapmissiniz. Emeginize saglik. Buca' da yasadiklari kosku merak ettim. Siz bu postu 2011 yilinda yazmissiniz. Ne aci ki; sene 2016 ve restorasyon calismalari oylece duruyor.
Sevgilerimle
Unknown dedi ki…
Bugün Paterson Köşkü ile ilgili önemli bir haber var. Tekrar restore edilmesine ilişkin sıkıntılı bir süreç var. Onunla ilgili İzmir Haber sitemizde haber yaparken yaptığımız araştırmalar ile bu sayfaya geldik. Önemli bir döküman olmuş İzin verirseniz adres ve kaynak göstererek sitemizde yer vermek istiyoruz.
Unknown dedi ki…
İyi haber. Restorasyon başladı ve devam ediyor.Yazınız çok güzeldi.
Unknown dedi ki…
Dünyada insan oğlundan daha tehlikeli bir yaratk yoktur. Yazıkki buca'da bunun gibi bir çok tarihi mekan talan oldu gitti. Yada içerisinde hazine olduğu yada olacağı düşüncesiyle demirbaşların önüne sürüldü
Unknown dedi ki…
Teşekkürler.
Unknown dedi ki…
EYLÜL 2016 DAN BERİ RESTORASYON TAMİRATI DEVAM EDİYOR ETRAFI MUHAFAZA ALTINA ALINDI ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR TEMENNİMİZ EN KISA ZAMANDA BİTER
Unknown dedi ki…
Resmen tarihte yolculuk yaptım. Uzun yıllardır hep gördüğüm, içine girip baktığım ve duygulandığım aynı zaman hüzünlendiğim o güzel tarihi binanın hikayesini öğrenme şansı verdiğiniz için en en içten duygularım ile teşekkür ederim.
mehmet darıcı dedi ki…
Harika bir yorum. Çok emek verilmiş. Teşekkür ederiz.
Kervan UÇAK dedi ki…
Oğlu 1973 yılında halı fabrikasına satması aile yaďigarına ihanet olmuş .
Unknown dedi ki…
MERHABALAR..EMEĞİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.. BİR SORUM OLACAK.. PATERSON KÖŞKÜNDEKİ PİYANOLARA NE OLDU.. O DÖNEM YAŞAYAN VE LEVANTEN ÇOCUKLARINA PİYANO ÇALAN BİR MÜZİSYENİ BULMAYA ÇALIŞIYORUM.. O PİYANOLARI KİM ÇALIYORDU VE ONLAR ŞİMDİ NEREDE..CEVAPLAYABİLİRSENİZ ÇOK SEVİNİRİM BİLEN BİRİSİ DE VARSA BANA drenginsarica@hotmail.com mailine yazabilirse çok sevinirim.. teşekkürler..
unknown dedi ki…
Merhabalar,acaba müzisyeni bulabildiniz mi?

Bu blogdaki popüler yayınlar

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BORNOVA’DAKİ CAMİİ, KİLİSE, HAVRA VE MEZARLIKLAR

YUNUSZADE AHMET VEHBİ (ÜNLÜ) MÜDERRİS/VAİZ/ŞAİR