KADİFEKALE Mİ ÇÖP KALE Mİ?
Keçi otlatanlar, Şalvarlı hırtlar, terörist kılıklı adamlar, dan-dun top oynayan fırtlar, sağa sola işeyip duran heriflerin hepsi burada. Oysa ki turist otobüslerinin biri durup, ötekisi kalkıyor. Her yerde sizi kötü, kötü kesen tipler, 5-10 kişilik sürüler halinde işsiz güçsüz takımı, atılmamış çöp yığınları, pis bir koku. Sanki İzmir’in orta yerinde değil de Şırnak, Hakkarinin bir yerindesiniz hissine kapılıyorsunuz. Nereden mi bahsediyorum meşhur İzmir’imizin Kadifekalesinden. Her yerde çöpler, yemek artıkları, sağda solda özellikle kale duvarlarının diplerinde yakılmış ateşlerin izleri, insan dışkıları, yenmiş çekirdek, midye kabukları vs. rezillik üst üste. Buradaki insanlara mı kızmalı, belediyeye mi, kültür bakanlığına mı bilemiyorum. 1990’lardan beri neredeyse her dönem Kadifekale Kültür ve Cazibe Merkezi olacak türünden haberleri okusak ta onca yıl geçti ama Kadifekale pislik, ilgisizlik merkezi devam ediyor.
Önce İzmirin en güzel manzarasının izlenebildiği Kale ve çevresinin tarihinden başlayalım;
İzmir kent merkezinde tarihi eser diyebileceğimiz binlerce yıllık kaç tane yer var ki sen buraya yıllarca hiçbir proje üretmedin, gecekondulara göz yumdun, pisliği göre göre turizm broşürlerinde ballandıra ballandıra Kadifekaleyi gezilecek yerler arasında gösterdin.
Yüzyıllarca yarısı toprak ile dolu olan ve İzmirde bilinen tek örnek olan dev su sarnıcı temizlenerek bu yıl gün yüzüne çıkarıldı. Roma döneminde yaklaşık bir dönüm alan üzerine inşa edilip, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kullanılan sarnıcın temizlenmiş olması sevindirici fakat turizme katkı sağlayacak bir düzenlemeye muhtaç bir halde (Yıkılan kısımları onarılmalı, mevcut kısımları sağlamlaştırılarak,içine girilebilir bir hale getirilmelidir yakın gelecekte) bulunmaktadır.
Kale içinde ilk yapıldığı zaman şapel (kilisecik) daha sonra mescit olarak kullanılan bir yapı harabesi de mevcut. Oda bu sene yapılan kazılarla gün yüzüne iyice çıkarıldı. Orası da pislik, kepazelik içinde iken en sonunda temizlendi, etrafı kazıldı, bir antik çağ tapınağı olabilir düşüncesi ile çevresi kazıldı fakat çok erken dönemlere ait bir kalıntı bulunamadı. Osmanlı dönemine ait bina izleri ve mezarlar bulundu. Yinede bir koruma yok, yıkıldı yıkılacak kubbesinin üstünde çocuklar zıplamaya devam ediyor.
Kadifekaleyi kale yapan kale duvarlarına gelince aslında kalenin sadece İzmir şehrine bakan batı ve kısmen güney kısımları ayakta sanki birisi kaleyi çalmış ama ev sahibi anlamasın diye görünen kısmını bırakmış gibi. Kalenin güney, kuzey ve doğu taraflarında surlara ait parçalar var ama un ufak olmuş gibi neredeyse. O yüzden kale kendini dahi korumaktan aciz, kalenin ortasından yol geçiyor, altlarında son model araba hırtlar hız bile yapıyor. Oysaki yıkılan kısımları da aslına uygun tekrar inşa edip, kaleyi dört tarafı kapalı bir hale getirip bazı yerlerinde güvenlik bulunan kapı bırakılsa, tahribat da önlenir, kale it, çakal yatağı olmaktan da bir nebze kurtulur. Bu sene yapılan kazılarda surların ilk yapıldığı döneme ait (Büyük İskenderin hemen sonrası döneme ait) izlere rastlandı. Şu an gözüken kısımlar Bizans ve Osmanlı Dönemi eklentileri ve kaba bir işcilik taşıyor. Yer yer başka mimari eserlerden sökülmüş taşlar ve tuğla kullanılmış. Oysaki güney tarafında ortaya çıkarılan Helenistik Dönem surları çok güzel ve muntazam kesme taşlardan yapılmıştır.










Yorumlar