İŞGAL DÖNEMİNDE BORNOVA
Bornova, 1789 yılına kadar Türklerle Rumların yaşadığı bir köy niteliğinde iken Fransız devriminden kaçanların etkisiyle de Fransızların yerleştiği, Fransızca konuşulan bir köy haline gelmişti. Bu tüccar aileler Bornova da köşkler ve bahçeler yaptırmaya başladı. Fransızları İngiliz ve İtalyanlar izledi. Bir miktar Ermeni ve Yahudi aile ile birlikte Bornova oldukça kozmopolit bir yer haline gelmişti.
İngiliz Whittal ailesi, zamanla Bornovanın en güçlü ve etkili ailesi haline gelmişti. Kurduğu akrabalık ilişkileri ve Bornova içinde yaptığı bayındırlık faaliyetleri etki ve otoritelerini iyice arttırdı. Whittaların Bornovada bir çok köşkü, arazisi, kilisesi, depoları bulunuyordu. Yine İngiliz Klubünü Bornovada kuranlar onlardı. Bornovaya yollar, su tesisatı, spor alanları vs . yaptırmışlardı. Whittalları Giraud, Paterson, Paggy, Aliberti, Braggiotti gibi bir çok aile izliyordu. Levantenlerin kendilerine ait bir dünyası bulunurken, Bornovada yaşayan diğer milletler bu göz kamaştırıcı dünyayı dışarıdan izliyorlardı.
O dönem de Bornovanın nüfus ve sosyo-ekonomik durumuna kısaca göz atarsak şöyle bir tablo ile karşılarız:
4.300 Türk-Müslüman
4.000 Rum-Ortodoks (2.500 yerli, 1.500 adalardan göçmen)
300 Levanten, Ermeni, Musevi
1894 yılında;
1065 ev 2 camii 4 mescit 1 türbe 1 katolik kilisesi 1 ermeni kilisesi 1 rum kilisesi 2 rum şapeli 1 anglikan kilisesi 2 havra 3 islam mektebi 2 rum mektebi 1 fransız okulu (Saint Vincent Okulu 152 öğrenci) 1 ingiliz okulu (Turrel Okulu 20 öğrenci)1 yahudi okulu 1 kütüphane 2 hamam (Türk, Rum) 3 gazino 10 imalathane 2 lokanta 1 rumhane 4 yağhane 7 değirmen 45 kule 5 kahvehane bulunuyordu.
Bornovanın karışık nüfus yapısını anlamak için 1881-1922 yılları arasındaki belediye başkanlarına bakmakta fayda vardır.
1- Hurşit Ağa 2- Raşit Ağa 3-Hakkı Bey 4-Hacı Rüştü 5-Kulalı Yanko 6-Yağcı Nikolaki 7-Emil Gazık 8-Vitağo
Burada dikkat çekilmesi gereken nokta rum nüfusun artması ile birlikte belediye başkanlarının da rumlardan seçilmeye başlamasıdır. Bu doğal bir artış değil idi, sürekli Yunan adalarından rum nüfus İzmir ve çevresine yerleştiriliyordu. Bu Yunan işgal döneminde bir Yunan Devletinin bir politikası olmuştu. Amaç, İzmirin rum olduğunu sayısal olarak ispatlamaktı.
Bornovada hayat bu şekilde devam eder iken 1. Dünya savaşının başlaması ile birlikte Osmanlı Devleti ile savaş durumunda olan İngiliz, Fransız, ,İtalyan Devletlerinin vatandaşları olan Levantenler hakkında İstanbul Hükümeti tutuklama kararı vermiş olsa bile dönemin İzmir Valisi ve Bornova da ikamet eden Hüseyin Rahmi Bey Levantenler ile olan iyi ilişkilerinden dolayı bu emri uygulamamış, sadece Bornova da aileleri gündüz saatlerinde bir evin bahçesine toplamak, gece evlerine gidebilme serbestisi vermek gibi göstermelik uygulamalar yapmıştı.
Dünya Savaşının bitmesi ve Osmanlı Devletinin yenik sayılması yeni bir devrin başlangıcı olmuştu.
İzmirin işgal edileceği haberleri özellikle tüm İzmirdeki gibi Bornovalı Rumları da heyecanlandırıyor, zaman zaman taşkınlıklar yapıyorlardı. İşgalden önce Rumlara ait bir çete Işıklar Köyü (Şimdi Işıkkent) civarından geçen Jandarma Müfrezesine mezarlıkta pusu kurmuştu. 03 Nisan 1919 tarihinde Harbiye Nezaretine, Hariciye ve Dahiliye Nezaretlerine gönderilen raporda Bornova ve Urla da asayişsizliklere nende olan Rumların ve bunları destekleyen Kızılhaç teşkilatının faaliyetlerine mani olunması istenmektedir. İşgal başlamadan ve işgal döneminde rum çeteler Türklere baskı ve yıldırma politikası uyguluyordu.
15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Devletinin İzmir’i işgali ile birlikte Bornovaya da bir Yunan birliği yerleştirildi.
Bornovalı Rumlar işgali sevinç gösterileri ile karşılamış, Levantenlerden bir kısmı sempati ile, bir kısmı ise kuşkulu ve isteksiz şekilde yeni yönetimi karşılamışlardır. Türkler ise evlerine kapanmış ve olan biteni sessizce izlemeye başlamıştır. Yunanistan’ın Batı Anadolu’yu işgali sırasında bu bölgede yaşayan Rumlar kendileri için yeni bir dönemin başladığı düşüncesine kapılmışlardır. Bu yüzden, kurdukları çeteler vasıtasıyla Türklerin yaşadığı köylere baskınlar düzenlemiş, soygunlar ve katliamlar yapmışlardır. Yunanistan ise işgal ettiği Batı Anadolu’yu kendi toprağı olarak kabul etmiş ve buralarda yaşayan Rumları silâh altına çağırmıştır. Bu çağrıyı dikkate alan Rumlar, Yunan İşgalinin sürdüğü yıllarda Yunan Ordusu’na her türlü desteği vermiş, Yunan Ordusu’nun birçok tümeni Rumlardan oluşturulmuştur. Yunan Orduları’nın Anadolu’da birçok şehri işgal ettiği haberlerini alan Rumlar bu durumdan son derece memnun olmuş ve eğlenceler düzenlemişlerdir. Ayrıca Rumlar, Yunan işgali kolaylaştırmak, işgalin kalıcı olmasını sağlamak amacıyla çeşitli teşkilat ve cemiyetler de kurmuşlardır. Fener Rum Patrikhanesi de, Rum çete teşkilatlarının oluşturulması, Osmanlı Devleti aleyhine gösteriler düzenlenmesi ve Yunanistan lehine yapılan propagandanın yaygınlaştırılması gibi faaliyetlerde aktif rol almıştır. Özellikle Fener Patrikhanesi’ne bağlı metropolitler Yunan amaçlarının gerçekleşmesi için din faktörünü kullanarak Rumları Türkler aleyhine kışkırtmışlardır.
http://turkteam.tripod.com/Yunan/mezalim_2.htm
İşgal döneminde Bornova merkezde bir Yunan Kulubü kurulmuş, burada Yunan Subaylarının, Levantenlerin ve yerli Rum ve Ermenilerin katıldığı yemekler ve partiler düzenlenir olmuştu. Türkler için ise ızdırap dolu günlerdi. Merkezde Rumların yaptığı sözlü taciz ve hakaretler dışında önemli bir olay yaşanmasa dahi köyün hemen dışında gerek yerli Rumların gerek ise Yunan askerlerinin yarattığı bir tehlike başlamıştı. Kayıtlara geçmiş bazı olaylar şunlardır: 1919 yılında Bornovada ki Yunan askerleri tarafından tarlada çalışan 50 kadar Türk dövülerek, gasp edilmiştir. Temmuz 1920 tarihinde Yunan Askerler 2 İngiliz kadına tecavüz etmiş, İngiliz Konsolosluğunun isteği üzerine Yunan Kuvvetleri Bornova Merkezden çekilmiştir. 16 Mayıs 1920’de Bornova da Sadık ve Hüseyin isimli şahıslar öldürülerek kuyuya atılmıştır. Bornova da Yunan askerleri tarafından 2 okul, 2 camii, 1 fabrika, 4 hane ev ve 4 çiftlik yakılmıştır.
Milli Mücadelenin başarıya ulaştığı haberleri Yunanlılar tarafından sansürlense de söylentiler Rumların moralini bozmakta, Türkler ise bekleyişlerini sürdürmekteydi.
08 Eylül 1922’de Türk ordusunun 20’inci Alayı Bornova sırtlarından İzmir’e yaklaşmıştı, 09 Eylü günü 13’üncü Alayın bir kısmı Bornova ya doğru yürüdü. Bu sırada 2’nci Tümen bataryası Bornova’ya birkaç el top atışı yaptı. Bornova da Levanten evleri mensup oldukları milletlerin bayraklarını evlerine asarak bir bakıma koruma sağlamak istedi. 4’üncü süvari alayı Yüzbaşı İbrahim Hakkı Bey komutasında Bornova’ya girdi. Bornovalı Rumlar ve Ermeniler limana doğru kaçmaya başlamışlardı. Xeros adlı Seydiköylü Rum çeteci bir kısım Rum ve Ermeni gençleri ile Türk ordusuna karşı koymak amacıyla bir örgüt kurmuş, silahla çatışmaya başlamıştı. Manisa yolunda, Büyük Camii arkasındaki Meyhane Boğazında ve şu an Ege Üniv. Tıp Fakültesi Hastanesi önündeki Şehitler Anıtının olduğu eski tren hattı boyunca çatışmalar yaşandı. Bu gün anıtın olduğu mevkide biri Bornovalı iki er şehit düştü.
Yerli Türklerin de yardımı ile karşı koyanlar ordu tarafından yok edildi. Rum ve Ermenilerin çoğu limana doğru kaçmaya başlamıştı. Bornovada bir karmaşa başlamıştı. Türkler sevinç gösterilerine başlamıştı. Sonuçta, adalet dağıtmak için Batı Anadolu’ya geldiklerini söyleyen Yunanlılar, daha işgalin başladığı gün İzmir’i kana buladılar. İzmir ve artbölgesindeki Türk halkı, yaklaşık 40 ay ızdırap içinde yaşadı. Bu ızdırap, Yunan ordusunun Anadolu içlerine yürümeye karar verdiği dönemlerde daha da arttı. Oysa aynı dönemde, bölgedeki Rum ve Ermenilerin büyük bir kısmı işgalcilerle bütünleşerek, Yunan ordusuna maddî ve manevî her türlü yardımı yapıyordu. Ancak, ne İngiliz sermayesi ne de Anadolu’ya saldıran Yunan ordusunun çabaları, Ankara’da alevlenen millî uyanışı söndüremedi. Türk ordusu, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girip Yunan ordusunu etkisiz hale getirirken, Yunanistan’ın Enosis düşüne, bir daha dirilmemek üzere son verdi.
İşgal döneminde Yunanlılar tarafından yapılan uygulamalar, Türk halkının vicdanında onulmaz yararlar açarken, bu uygulamaların doğal yansımaları, kurtuluşla birlikte kendini gösterdi. Anadolu’dan kaçamayan Yunan askerlerine ve işbirlikçi azınlık ve Türklere karşı en büyük tepki, İzmir’in Türk halkından geldi. Kurtuluştan sonraki günlerde, İzmir içinde ve çevresinde tarla, bağ ve bahçelerde korku içinde saklanan ve Türk Ordusuna teslim olmayan Yunan askerleri, halk tarafından yakalandıklarında öldürüldüler. Yaklaşık üç buçuk yıl süren işgal boyunca İzmir, Atina yönetiminin Batı Anadolu’daki merkezi durumuna getirilmişti. İşgal dönemi boyunca, yerli Rumların büyük bir kısmının, Yunanlılara destek olması ve Yunan yönetimi ile bütünleşerek, uzun yıllar yanyana yaşadıkları Türklere karşı takındıkları tavır, kurtuluş sonrasında hoş olmayan olayların meydana gelmesine yol açtı. Bu olaylar içinde İzmir halkının, işbirlikçi Rumlara karşı tepkisini gösteren en çarpıcı olay şüphesiz, İzmir Metropoliti Hrisostomos’un 10 Eylülde linç edilmesi idi. Levantenlerin büyük kısmı Bornovadan ayrılmıştı, bununla birlikte bir kısmı evlerinde kalmaya devam ediyordu. Oluşan karmaşadan yararlanan işsiz güçsüz, serseri takımları ile asker kaçakları asayişsizlik olaylarına başlamıştı. Ordunun bunlarla uğraşacak gücü ve zamanı yoktu. Çünkü Yunan birlikleri dağılmış olsa dahi İzmir ve çevresinde idi. Bu başıbozuk çeteler durumu fırsat bulmuş, kaçan Rum ve Levantenlere ait evleri yağmalamıştı, kaçamayan bazı Rumlar öldürüldü. Bazı Rum ve Levanten evleri ateşe verildi. Böylece bir bakıma kabul edilebilir bir yanı bulunmasa da roller değişmişti. Bu sırada bir Levanten (Dr.Murphy) de ölmüştü. Rumlara ve Levantenlere ait kilise ve mezarlıklar da tahrip edilmişti. Yaklaşık 14 Eylüle kadar Bornova yollarda cesetlerin olduğu, yanan evlerin bulunduğu bir harabe haline gelmişti. Yunan birlikleri İzmiri terk etmişti ama hala şehirde Yunan ordu artıkları, rum çeteciler vs. bulunuyordu. Zaman zaman ufak çatışmalar oluyordu. Genel bir savaş sonrası kaos ortamı hakim idi. Binlerce rum, ermeni İzmir sahil boyuna, limanda demirli İngiliz, ABD, Fransız ve İtalyan gemilerine binmek için bekleşiyordu. 13 Eylül tarihinde ise İzmirin yarısından çoğunu yok eden İzmir Yangını başladı. Şehir cehennemi yaşıyordu. Bornova ise sessizliğe bürünmüştü. Birkaç Levanten evi dışında tüm köşkler boştu, bir kısmı yanmış ve yağmalanmıştı.
15 Eylül tarihinde Hortense WOOD adlı Levanten bayanın evinin önemli konukları vardı. Mustafa Kemal ATATÜRK ve diğer komutanlar Bornovayı karargah olarak kullanmak için sağlam olan Levanten evlerine yerleştiler. Mustafa Kemal Paşayı da daha milli mücadelenin başından beri ona hayran Hortense WOOD konuk etmiştir . Bu evde şimdi Bayan Renata Steinbuchel yaşamaktadır.
İzmir şehri bir harabeden ibaret olarak Yeni Cumhuriyetin kollarında yeniden doğmaya çalışacaktı. Bornova ise özgürlüğüne kavuşmuştu ama eski canlılığı kalmamıştı. Türk nüfus her şeye rağmen özgür ve umutluydu. Levantenlerin çoğu bir daha dönmemek üzere ayrılmıştı. Zaten hemen her şeylerini de kaybetmişlerdi. Bir kısmı şanslarını genç cumhuriyet İzmirinde denemeye karar verdiler. Patersonlar, Giraudlar, Paggyler vs. tekrar zarar gören evlerini tamir ettiler. Artık eski güç ve zenginlikleri yoktu. Bazısı hala bizimle kimisi 1940’lardan sonra çeşitli nedenlerden dolayı Türkiyeyi terk ettiler. Ortodoks Rumların çoğu 9 Eylülden sonra İzmirden ayrıldılar, kalanlar 1923-1924 yıllarında gerçekleşmiş nüfus mübadelesi ile Yunanistana iskan edildiler. Kalan çok az rum (Bunlar İtalyan pasaportlu olduğu için kapsam dışı kaldılar) ise zamanla gitti. Ermenilerden geriye sadece birkaç ev kaldı. Museviler 1945 lerden sonra İsraile göç etti. Rumların meydandaki büyük kiliseleri, ermeni kilisesi, mezarlıkları zamanla yok oldu.
Bornova, Rum ve Ermenilerin gitmesinden sonra oluşan nüfusu 1930 larda şu şekilde idi:
1-Giritliler 2-Arnavutlar 3-Boşnaklar 4-Yunanistan ve Bulgaristan göçmenleri 5-Yerli Türkler (Bayatlar, Yörükler) 6-Levantenler (Çok az kaldı) 7-Museviler (1950’den sonra yavaş yavaş ayrıldılar)
Zaman içinde Bornovanın görünüşü ve sosya-ekonomik yapısı çok daha fazla değişecektir.









Yorumlar
İzmir Baza Yatak Danışmanı
Tel : Erdal Sonkaya - 0535 323 7010
gaziemir baza, sarnıç baza, eserken karabağlar baza yatak başlık, hatay üçyol baza yatak başlık, göztepe baza balçova baza yatak başlık, sanayi baza yatak izmir torbalı baza yatak, ödemiş baza yatak, menemen baza yatak, karşıyaka baza yatak nergiz baza yatak, aydın mahallesi baza yatak, yeşillik caddesi baza yatak başlık